Dr. Neşe ÖZTÜRK

Dr. Neşe ÖZTÜRK

Dr. Neşe ÖZTÜRK

Fonksiyonel Tıp Uzmanı

25 yıllık hekimlik hayatım, farklı klinik alanlarda insanın doğasını anlamaya çalışarak geçti. Ege Üniveristesi Tıp fakültesinde başlayan eğitim hayatım, Mikrobiyoloji ihtisasım ile insan organizmasını anlama yolculuğu olarak devam edip Gastrointestinal Psikiyatri Sendromu (GAPS) eğitimi ile hep inandığım koruyucu&önleyici tıp yaklaşımını anlamamı sağladı. Ardından aldığım Fonksiyonel Tıp eğitimleri ile insan fizyolojisinin ona ihtiyacı olanı verdiğinde kendini onarabilen yanına tanıklık etmemi sağladı. GAPS protokolü ve Fonksiyonel tıp kombinasyonu ile “Kişiye Özel” geliştirdim. Uygulamakta olduğum Detox programları ile Allerji, astım, hiperaktivite, disleksi, otizm, flora boluklukları, migren, epilepsi, depresyon, bipolar bozukluk, ülseratif kolit,Chron hastalığı, çöliak, Romatoid artrit, Multipl Skleroz gibi birçok otoimmun hastalığın altında geçirgen bağırsak sendromu yatmaktadır. Bugün bilimdeki tüm gelişmelere rağmen bu tip kronik hastalıklarda ilaç tedavileri yetersiz kalmaktadır. Oysa yaşam tarzı değişiklikleri ve kişiye özel detoks sistemleri ile sağlığa kavuşmak mümkündür. “Bedenin bilgeliğinin” uyanışına tanıklık etmek, mikrobiata ile dönüşen duygu ve zihin sistemlerine yön vermek, sabotajcı bir zihnin içerde işler yoluna girdikçe sakinleşmesini gözlemlemek işimin en kutsal parçası.

 

 

Bedenin Bilgeliğine Uyanmak - 5 Kasım 2021 Cuma Saat: 20:00 Papatya Salonu
Vagus Siniri ile  Yaşamla Kurduğumuz Bağ - 7 Kasım 2021 Pazar Saat: 13:00 Papatya Salonu

Bedenin Bilgeliğine Uyanmak………..

Teknolojinin boyut değiştirdiği bir çağda yaşıyoruz. Hücrelerimize kadar tarama yapan müthiş teknolojik cihazlar içimizdeki tüm olası hastalıkları önceden görüntülemeye programlanmış. Tıptaki tüm bu gelişmelere rağmen ilkel kabilelerden daha sağlıklı, daha enerjik veya daha mutlu değiliz. Bizi ordan oraya savuran zihnimiz, devamlı stres algılamaktan bitap düşmüş bir hormon sistemimiz, mutluluğu pompalanan güdülerle birşeylere sahip olmakta algılayan bilinç altlarımız var. Ve hala bilim yapay zekada insan beynini kopyalamaya milim yaklaşabilmiş değil.  

İnsan olduğumuzu, limbik sistemimiz gibi olmadan bilmeye programlanmış bir hücreler arası üst bilincimiz olduğunu, müthiş bir adaptasyon yeteneğine sahip bir sinir sistemi ağımız olduğunu unutmuşuz. En kötüsü de bilimin ışığında insanı 2 boyutlu bir algıda ve hastalıklı-sağlıklı düzleminde anlamaya çalışıyoruz.

Bize bir hekim, bir alet baksın, olanı biteni söylesin istiyoruz. Psikiyatrist bir ilaç versin, acılarımızdan kurtulalım. Bilime teslim olduğumuz an kendimize kör olduğumuz an olabilir mi? Acı ve ağrı içindeki bir beden ruhsal yolculuğundan uzaklaşmış bir can olabilir mi? Yardım isteyen, hisseden, görmeden gören, sevgiyi, bir olmayı arayan insan sayısı sizce nedir? Hergün hasta görmekten yorgun düşmüş hekimler bedenin arkasındaki duygusal yükleri gözden kaçırıyor olabilir mi?

Sağlıklı olma hali bütünsel tıpta çok boyutlu bir bakış, derin bir kavrayış istiyor. Ve bu koca evrende her insan ayrı bir evren. Bedenlerimiz ve ruhlarımız anlaşılmayı bekliyor. Ve bedenlerimiz de bilgi depoluyor.

İnsan denen bu türün yazılımındaki ortak noktalar ve eşsiz doğamızdaki bilmediğimiz güçlü noktalar ile ilgili keyifli bir sohbete davetlisiniz

 

Vagus Siniri ile  Yaşamla Kurduğumuz Bağ ....

İçimizde muhteşem bir nöron ağı var. Adı “VAGUS siniri”. Bu sinir,  adını “keşfeden/ dolaşan” anlamına gelen “wanderer” kelimesinden alıyor. En uzun sinirimiz olan vagus siniri, strese yanıt vermedeki adaptasyonumuzu, nefes alma gibi yaşamsal faaliyetlerimizi, sosyal çevre ile  etkileşimimizi ve iç organlarımız arasındaki diyaloğu sağlıyor. Burada yüzlerce fonksiyonundan sadece birkaçını saydım size.

Tıp eğitimimiz boyunca bizler, sinir ağımızın “savaş ya da kaç” gibi 2 uçlu bir uyarı mekanizması ile yönetildiği bilgisi ile mezun olduk. Oysa Pittsburg üniversitesinden Prof. Stephan Porges’in geliştirdiği “Polivagal Teori” ile içimizdeki sinir sisteminin bundan çok daha fazlası olduğunu biliyoruz artık..

Bu bilgiler ışığında bu sunumumda  sizlere Vagus sinirinin muhteşem iyileştirici, bizi hayata bağlayıcı gücünden bahsetmek istiyorum. 

Bu sunumu dinlediğinizde;

  • Neden travma anında kapandığınızı,
  • Neden stres durumunda bedenin  takılı kaldığını,
  • Neden bazı kişilerin antisosyal hale geldiğini,
  • Sinir sisteminizin sizi hayatta tutmak adına nasıl bir yol izlediğini,
  • Yaşamdan keyif almanızı sağlayacak sinir ağınızı nasıl harekete geçireceğinizi,
  • Şok anında “donan” zihninizi ve nefesinizi nasıl eski ritmine döndüreceğinizi,
  • Kalp ritmi,nefes sayısı ve kalp hızı değişkenliğinin bu sinir aracılığı ile sağlığa etkisini,
  • Anneden bebeğe vagal tonüs ile nelerin devrolduğunu,
  • Şarkı söylediğimizde aktive olan ventral vagus siniri ile neden mutlu olduğumuzu
  • COVID sonrası adaptasyonumuzda neden vagal tonüsü arttırmamız gerektiğini  daha kolay anlayabileceksiniz.

Ve her zaman söylediğim gibi aslında bedenlerimiz zihinlerimizden çok daha akıllı. Ve bedenin bilgeliğine ulaşmak için onun kullanım klavuzunu elimize almamız çok önemli.

Biliyorum ki her koldan saldırıya uğradığı hissiyatındaki bedenlerimiz ve zihinlerimiz en çok gevşemeye, güvenmeye ve birlikte olmaya özlem duyuyor. Ve bu Vagus sinirini ve Vagal Tonüsü aktive ederek mümkün…. Şifresi ise bizde…